"İdeal kadının Yeni formülü" bulunmuşmuş. Kendilerini çirkin bulanları, buldukça onları parasıyla güzelleştiren Amerikalı ünlü bir ADAM, kendini elitist olarak tanıtan bir gazetemizde "dünyadaki son güzellik trendlerini" anlatmışmış. "Buna göre ideal kadına ulaşmanın yolu, Jessica Alba'nın karnı, Ashlee Simpson'ın burnu ve Jessica Biel'in kalçalarından geçiyor"muşmuş.
Merakımı celbeden 6 sütünluk haberin devamı olan yukardaki alt başlığı henüz okumuşken, Jessica Alba'nın yerine koydum bir an kendimi, -bizzat ben- çok ama çok üzüldüm gerçekten: "Neden benim de burnum, Ashlee Simpson'ın burnu gibi değil?" diye! "Ya kalçalarım?" Bu arada, -şundan kesinkes emin olaraktan- Ashlee Simpson da; bu haber daha Türkiye'ye gelmeden evvel karnına ve kalçalarına farklı farklı aynalar karşısında baka baka değişik hallere girmiştir, diye düşündüm. Onun bu tasasını da derinden hissettim elbet.. Gidip bir taraftan karnını gizleyen, bir taraftan da kalçalarını güzel gösteren, ta 100 metre öteden hangi marka olduğu belli olan kıyafetleri bir bir denemiş, en uygun olduğunu sandığını -şimdilik- üzerine geçirmiştir çoktaaan. Ya Jessica'ya ne demeli, onun da aklı çoktan karışmış; -bir başka ünlü- ruh doktorunu arayacağına ya da -bir başka ünlü- gurunun meditasyon seanslarına katılacağına, tutup "yeni ideal kadın"ı tarifleyen ADAMIMIZ Minas'tan randevu almanın peşinde koşuşturmaya devam ediyordur, kesin! Ya da en azından ben öyle zannettim!
Başlık altını dahi okuyamadım korkumdan... "Allah'tan ünlü özürlüyüm be!" dedim sonra kendi kendime... Kadınları tamamen canlı kanlı gördüklerim ve konuştuklarım arasında seve seve (!) idealleştirmekle kalmıyor -idealleştirmemin ideal olduğunun ezberletilmesi yetmiyormuş gibi, asıl ikide bir bu soruyla yüz yüze, karşı karşıya getirildiğim için- ve bu kadarının bile bana yetmesini bir kenara bırakırsanız, başkalarının çöplüğünde horoz olmaya çalışmak fazlasıyla yük yapıyordu, ağır ağır kendi bataklığına gömüyordu beni zaten....
Evet haklısınız, kabul! Sevilecek kadını, bendeniz de "9,5 Hafta"lardan falan öğrenmiştim; ama o zamanlar gencecik yaş bir fidandım: "Aklı baliğ olmamış" derler ya, işte öyle bir erkek adayı yani... Ağaç yaşken eğilirmiş ne de olsa, bana kimse kompleksli deyip bunu yüzüme vurmasın ha! Bu sebepten belki de; o eğik halimle, aşık olunabilecek kızı uzun süren aralıklar dışında bir türlü bulamamış; tam bulduğunu sandığında da Johnny Depp gibi -kişilikli- saçlara sahip olamadığından, idealleştilmiş sevgili tarafından terkedilmiş bir kel...
Haberde özenle seçilerek yerleştirilmiş, milyarlarca erkeğin hayallerini süsleyen bu kadınların -fotoşopları da muhakkak yapıldıktan sonra- konulmuş fotoğraflarındaki, "ideal kadın yerleri"ne dahi bakamadım. Ne kadar çok bakmak istesem de! Siz kafası çoktan karışmış okuyucularımı, o mahsun ruh haline sokmaktan çekindiğim için, sebebini lütfen sormayın bana! Siz de benim gibi yapın, görmezden gelin; bu gibi, "Mönü" ya da -doğrusunu ben bilmem, Türkçe hocaları bilir- "Menü" haberlerini.
"Seninki bir kaçış!" diyecekler çıkacaktır aranızdan... Evet haklı olabilirler fakat bir şey deyim mi onlara: En azından artık acıtmıyor, sahibi "olamadıklarım" BENi!
AAA