5 Şubat 2011 Cumartesi
KO(R)KU
Her zaman benden atak olan köpeğim, 'bu adam kimdir nicedir' kokusunu duymak için alttan yanaşınca, birden yerinden fırladı o koca adam... "Aman ısırmasın!" sözleriyse, feryat gibi geldi nedense o an. Dedim: "Korkma! Isırsa da Tanrı öyle dilediği için olmuştur. Otur da rahatla!"
Önce kendine, sonra yanıma geldi tekrar oturdu yerine. Bruno'nun koklama faslı sürerken, benim dinleme faslım başlamıştı çoktan... Çayını içesiye söyledi söyleyeceğini, kalktı ve gitti gidebildiyse gideceği yere...
Başkaca korktuğu diğer şeyler neydi acaba? Brunom'un dili olsa da söylese keşke!
Saman alevi
yanında finosu bedenim...
Bir meczubun esiri sanki ruhum.
Ölesiye üşüyordum sensizlikten.
Bir buyruk geldi belli belirsiz;
yırttım attım fotoğraflarını, tüm mektuplarını...
Düşünmeden sonunu, yaktım şöminede
neden sakladığımı bilemediklerimin tamamını...
Isınmıştım sonunda...
Gözyaşlarım sıcacıktı,
o yüzden eminim bundan!
Fakat, alâmetin de sen gibiymiş;
anlıkmış ateşi, feri...
Ürkek bir nefesle dağılan
o eski küllerin arasına karıştı,
kayboldu alevi evvelkiler gibi.
Ve ben... Hâlâ üşüyordum!
İnsanla hayvan arasındaki fark
Siz hiç, Nil Nehri’nin kutsal sularına birkaç gün yatırıp önce dinlendiren, sonra kavurucu çöl kumlarına gömüp kısık çöl sıcağında yavaş yavaş bekleten ve en sonunda kurumuş ot veya ağaç yapraklarını üzerine ufalayıp minik zararsız bir ceylanı afiyetle yiyen bir aslan gördünüz mü?
İşte insanla hayvan arasındaki en büyük ve bence, kıyaslayabilenler için ötekilerini kifayetsiz bırakan tek fark budur! Bu yasayı benden çok önce birileri keşfedebilseydi, şundan adım gibi eminim ki vejeteryanlığıyla övünen Hitler bile, nadide hayvancıkların gösterişli et yemeklerinden başka birşey yemezdi.
Yakınlaş ama yaklaşma
Sevap mı günah mı?
Günahlarla, sevaplarla yaptılar bunu; senin benim sevabıma olanı “ bir sevap uğruna” yaptıklarını sandılar hüsnüyetlerince. Günahın da sevabında sahibi sanki kendilerinmişcesine seni de beni de sınava tuttular... not verdiler... cezalandırdılar; tek ayak üstünde sınıfta bıraktılar, sırtları dönük herkesin gözü önünde... Takdirname verdiler eller üzerinde... Günahta da sevapta da ibretlik ettiler seni; birgün vezir birgün rezil ettiler cümle aleme!
TÜM ÖZGÜRLÜKLERE "BİR SON"
Girişim özgürlüğü, ticaret özgürlüğü, rekabet özgürlüğü, istihdam özgürlüğü, yatırım özgürlüğü, eğitim özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü, din özgürlüğü, inanç özgürlüğü... Basın özgürlüğü, haber alma özgürlüğü, toplantı özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü, seçme ve seçilme özgürlüğü...
Gezip dolaşma özgürlüğü, yeme içme özgürlüğü, giyim kuşam özgürlüğü, özel yaşam özgürlüğü, aşk meşk özgürlüğü, falan filan feşmekan özgürlüğü... Derken o kadar çok özgürleştik ki; kimse kimseye dokunamaz oldu. Özgürlük kanatlarımız, uçurdukça bizi; büyüdükçe o da büyüdü.
Uçmanın özgürlüğüyle sınır tanımaz olduk. Ucu bucağı olmayan göklerde, kimse kimseyi duyamaz oldu. Daha kötüsü, asıl seni dinlemez oldu hiç kimse! Farkındasın değil mi? Dokunuşlar bile havada birbirine değen kanatlar gibi..! Gelip geçici..! "Yol mol" yok ki ortalıkta, aynı yörüngede uçabilelim yanımızdakilerle.
Kokunu dahi hatırlayamıyorum, biliyor musun? Yeni olanın kokusu burnumda tütüyor çünkü. Ve sen, hala özgürlük peşindesin. Sonra gelip bana, kendi yalnızlığından bahsediyorsun!
Hey "sen"
fark ettin mi bunu -hep-?
Bir tek "sen" özelsin;
bundan emin olabildin mi -katıksız-?
Peki ya dünyanın,
"sen" olduğun için
ayaklarının altına
rengarenk serildiğini?
Güzelden
daha güzel olan "sen",
aynı şeyleri mi duydun
her zaman -aynalardan-?
Evet hayalleri süsleyensin de;
"sen"i var edenin
asıl "ben" olduğumu,
anlayamadın mı hala "sen"?
KIROSEVER
Eskiden, taytseverim, "çok yakıştırıyorum" dedim diye; kıro derlerdi bana. Şimdiyse, taytgiyer oldu tüm kızlar nedense... Anlaşılan o ki; hanımlar şu günlerde oldu birer kırosever! Bazıları gidip gelirken sonradan kıro olanlar lafım size, filan kişi dediğinde bir şey spinal kanaldan konuşmayın bundan böyle!
KUYRUKLU TENYA
4 Şubat 2011 Cuma
KURBAN
Ölen 17 adam, 1 Defne dahi etmiyor mu?
Defne'nin ölümünde herkes yarışa girişti birbiriyle, Hıncal dahil... Neden hiç kimse kendi cebinden başka bir şey düşünmeyen patronlara lanet okumuyor? Neden mi? Çünkü harçlığımızı onlar veriyor, öyle değil mi?
Allah kızın ölümünün promosyonunu yaptırtmadı farkında mısınız? Eğer o teknoloji bombaları patlamasaydı, tüm kanallar sevgili Defne'nin ve sırf orda bulunmak için gelen yüzlerce gösteriş budalasının tiyatro sahnesine dönüşecekti.
Sessiz sedasız 1 bombanın dedikodusu, Ankara'yı ayağa kaldıran 2 patlamadan daha önemli olursa... ün şan şöhret terazisine koyduktan sonra kişilere dualar ediliyorsa... insan olmayı daha çok bekler dururuz Hıncal'ın dediği gibi.
Hesabınızı iyi yapın, matematik yanılmaz çünkü! Tarih yanılan insanlarla doludur ve onu tekerrür ettiren de insandır, unuttunuz mu?
Allah hergün sessiz sedasız yolculuğunu tamamlayan o yüzlerce insanın tüm günahlarını affetsin, yaptıkları tüm iyilikleri de bol bol ödüllendirsin. Tüm Defneler dahil elbette...
AAA
AŞK
Sadece ve sadece o birini düşlersen, eninde sonunda bağlanırsın ona. Eğer o filan kişi de aynı şeyi aynı anda yapıyorsa bu, aşk demektir. Karşılıksız, ancak GERÇEK AŞK... Karşılıksızlık, tek taraflı ise bu da aşk sanılan LANET ŞEY!
AAA
